Yazının Kategorisi

Oyunlaştırma Ne Zaman ve Nasıl Kullanılmalı?

Son yıllarda üzerinde çok zaman harcadığım konu ne biliyor musunuz? Dijital öğrenme projelerinde kullanıcıları daha fazla öğrenmek için dürtmekle neden yoruluyoruz? Türkiye’nin en iyi e-öğrenme şirketinin yaratıcısı olarak, kullanıcıların ilgi eksikliği beni gerçekten bazen çıldırtıyor. Ama yılmıyorum, sürekli kişilerin motivasyonlarını ve katılımlarını artırmak için başka neler yapabilirim diye sürekli düşünüyorum. 

Kendi deneyimlerime bakınca erteleme alışkanlığı ve çevrimiçi öğrenmenin kişisel olmayan doğası bakımından zaman içinde hiçbir şeyin değişmediği anlaşılıyor. Hatta geçenlerde karşıma güzel bir Podcast çıktı, buradan dinleyin; https://podcasts.apple.com/mt/podcast/26-bekir-a%C4%9F%C4%B1rd%C4%B1r/id1458003492?i=1000450597811. Bekir Ağırdır ülke çapında Türk halkı neden öğrenmiyor demiş ve güzel bir araştırma yapmış. Evet öğrenmeyi çok sevmiyoruz, bir şeyi öğrenmemiz için ya zorunlu olması ya da net bir yarar sağlaması gerekiyormuş. 

Dolayısıyla online eğitimde de içerik ve senaryoları ne kadar ilgi çekici yaparsanız yapın, ne yazık ki kullanıcılar tarafından kucaklanmıyorlar.  Gerçek şu ki, bir kişinin online derslerimizle etkileşime girmemesi ve onları bitirmek için motive olmamasının birçok nedeni var. Ama kişilerin erteleme alışkanlıklarını kırabilecek, onları dürtebilecek bazı stratejiler de var. 

Tüm çalışanların üçte ikisinin işten ayrıldığı ve kabaca tüm yetişkinlerin aynı yüzdesinin de video oyunlarını oynadığı göz önüne alındığında, oyun benzeri mekanikleri oyun dışı bir bağlama taşımak güzel olabilir. Puanlar, rozetler ve liderlik tahtaları öğrenmeye kişileri çekebilir. Örneğin biz Shell’de kişilerin topladığı kupa ve yıldızları yaka kartlarına basıp istasyonlara gönderiyoruz. Bu harika bir deneyim sunuyor. 

Öğrenmenin ve oyunların birleştirilmemesi gerektiğini düşünen de çok kişi var. Ancak çoğu oyunu ve gelişim programlarında bulunan oyun benzeri mekanikleri sevdiğimizle ilgili kanıtlar var. Bu şekilde davranışları şekillendirmek için tasarlanan sadakat programlarına katılıyoruz.  

Ben açıkçası oyunlaştırma kavramını sevmiyorum, bunun yerine motivasyonel tasarım olarak adlandırılan stratejiyi daha çok tercih ediyorum. Online eğitimlerden ayrılma istatistikleri ve öğrenme davranışlarını şekillendirmek için oyunlaştırmanın kullanılmasının potansiyel yararına baktığımda, eğitimler için mevcut oyunlaştırma stratejilerinde aradığım etkiyi tam olarak gözleyemedim.  

Geleneksel oyunlaştırma yaklaşımlarındaki problem; kişilerin aynı ödülü / rozeti kazanmaktan bıkmaları, ödül yorgunluğu ve ilgisizliktir. Ödüller öğrenme davranışları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip değildir. Yeterince önemsenmezler ve iyi yapılmazsa projeler ortada kalır. 

Ayrıca, bu dijital etiketler yetişkinler arasında değersizdir. Bunun yerine motivasyonel rozetlerin kullanımına yer verilmelidir. Üstelik bunlarla ne yapıyorsunuz ve kime gösteriliyor? Kişiler rozetlerini gelecekteki referansları için dijital portföylerinde mi topluyorlar, hayır!. Sosyal medyada paylaşıyorlar mı, hayır! Peki ofiste mi sergileniyor? Tıpkı çocukluk ödülleriniz, madalyalarınız ve çıkartma kitaplarınız gibi, bu rozetler de genellikle bir kutuya atılır ve kaybolurlar.  

Geleneksel oyunlaştırma yaklaşımı, kişinin puan kazandığı veya yakaladığı ve zaman içinde sistematik bir şekilde seviyeleri geçtiği kurgularla yapılıyor. Oysa daha ilgi çekici bir oyun sistemi belirsizlik unsurlarını içerisinde dahil edebilir, kişiye seçim yaptırarak kişiselleştirilmiş ödüller verebilir.

Ayrıca hedef kitlenin kim olduğunun anlaşılması ve oyunlaştırma yaklaşımını mevcut ilgi alanlarına ve kişilerin motivasyonlarına uyacak şekilde tasarlamak çok önemlidir. Oyunlaştırma deneyimini öğrenmede daha da iyi hale getirmek için ödüller; alıcının öğrenmesini veya gelişmesini sağlayan fırsatlar veya gerçek öğeler sunarak, öğrenmeyi daha da geliştirecek mekanizmalar içermelidir.  

Bu iş tam ve doğru yapıldığında, kişinin organizasyonla olan duygusal bağlantısını da güçlendiren motivasyonel tasarım ortaya çıkar ve bu kavram aslında çok daha büyük bir amaç ve önem sunar.

Öğrenme programlarınıza oyunlaştırma eklemeyi göz önünde bulundurmanın bir başka nedeni de mikro eğitimler. Artık ne yazık ki böyle saçma sapan bir terim var. Çünkü kişiler uzun eğitim modüllerini tamamlamakta zorlanıyor, biz de eğitimi ufak parçalara bölünce daha iyi para kazanıyoruz açıkçası. Özetle kısa vadeli ihtiyaçlar ve istekler ortaya çıkınca, modern anlık mutluluklar çağımızda uzun vadeli hedeflere bağlı kalmakta zorlanıyoruz değil mi? Neyse burada biraz fazla samimiyet oldu, ama ne yapayım kişiliğimde biraz sivri dilli olmak var 😊.

Biraz olumsuz açılarını ele alsam da oyunlaştırma, zamanında geri bildirim ihtiyacımızı beslemeye yardımcı olur ve daha uzun bir eğitim programı boyunca küçük başarıları kutlamaya da yardımcı olur. Ayrıca, ürün ve hizmet anlayışını geliştirmek için büyük bir ihtiyaç duyulan müşteri eğitimleri için giderek daha sık kullanılıyor. 

Etkili öğrenme tasarımı stratejileriyle birleştirildiğinde, oyunlaştırmayı öğrenme programlarınıza dahil etmek, öğrenen motivasyonunu ve katılımını arttırmanın ve kuruluşunuzla yapılan kişisel bağlantıyı geliştirmenin güçlü bir yolu olabilir.  Özetle kendi ödül mağazanızı oluşturun, stratejilerinizi iyi kurgulayın, motivasyon ve bağlılığı da artırın diyorum ama yapmış olmak için de sakın yapmayın. 

Sevgi ve saygılarımla. 

Yazıyı sevdiniz mi? hemen paylaşın!

Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
E-Posta
Share on twitter
Twitter
Share on facebook
Facebook

Yorumunuzu bırakın

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin