Yazının Kategorisi

Çalışanlar Nasıl Öğreniyor?

Sizlere TEGEP tarafından yapılan, kurumlarda kişilerin öğrenme alışkanlıklarıyla ilgili bir araştırmanın özetini hızla aktarıyorum. Eğer sizin de benim gibi uzun videoyu izlemeye zamanınız yoksa hızla okuyarak öğrenebilirsiniz.

Araştırmada; öğrenmeye bakış, harcanan zaman, gelişim planlama, öğrenme ve gelişim desteği, dijital öğrenme alışkanlıkları, öğrenmenin transferi, öğrenme göstergeleri, zorluklar ve öğrenmenin geleceği başlıkları çerçevesinde veriler toplanmış.

Şüphesiz her zaman dediğim gibi çalışanlar, bizim için kullanıcılar, kurumsal eğitim dünyasının nihai müşterisidir. Bu yüzden çalışanların eğitime ve gelişime bakışı, alışkanlıkları ve tercihleri de önemli. Araştırmanın amacı bu noktaları görünür hale getirmek. Unutmadan araştırmanın pandemi öncesi dönemine ait olduğunu anımsatalım.

Gelin şimdi katılımcı profiline göz atarak sonuçları paylaşmaya başlayalım.

Bir haftada öğrenme için kaç saat harcıyorsunuz?

Ortaya çıkan tabloya göre katılımcıların %22’si haftada en az 5 saatini öğrenmeye ayırıyor. %58’inin 1-5 saat ve %20’si ise öğrenmeye haftada 1 saatten az zaman ayırıyor. Aklımıza “Bu süre ne kadar olmalı? Ya da yeterli mi? İdeal bir zaman var mı?” gibi sorular gelebilir. Bence öğrenmeye oldukça az zaman ayırıyoruz.

Bireysel gelişim planınız var mı?

Katılımcıların %35’inin yazılı bir bireysel gelişim planını yok. %43’ü kabaca bir bireysel gelişim planına sahip, %21 ise gelişim ihtiyaçlarına tam uyan yeterli bir gelişim planının olduğunu söylüyor. İyi bir gelişim planının yani gelişim hedeflerinin ihtiyaca göre belirlendiği, hedeflere göre de gelişim aksiyonlarının tarif edildiği bir planın gerçekten işe yaradığını hepimiz biliyoruz. Bu tablo bize bireysel gelişim planını yaygınlaştırmamız gerektiğini söylüyor.

Bizim LMS’te geliştirdiğimiz gelişim planı modülümüz çalışanlara hem kendi planlarını yapmalarını, bunu onaya sunmaları ve yöneticileriyle planları takip etmelerini sağlıyor. Üstelik online eğitimlere ek inanılmaz bir gelişim kataloğunu da birlikte sunuyoruz.

Sizi öğrenmeye en çok motive eden şey nedir?

Ortaya çıkan sonuç; bir şey öğrenmek ilk sırada yer alıyor. Yeni bilgi ve beceriler kazanmak ise ikinci sırada geliyor. Daha sonra sırayla; işini daha iyi yapabilmek, geleceğe daha iyi hazırlanabilmek, daha yaratıcı ve yenilikçi olmak, değişime ayak uydurabilmek, ücret artışı ve terfi gibi kazanımlar, rekabette bir adım öne çıkabilmek, bir sınavı geçebilmek, sosyalleşmek ve iş ortamından biraz uzaklaşmak geliyor.

Peki nasıl öğreniyoruz?

Çalışanlar iş ortamında öğrendiklerinin %70’ini informal yollarla yani daha çok bireysel öğrenme diyebileceğimiz deneyimlerinden, %20’sini çevresindeki insanlardan, %10’unu ise formal eğitim ve öğrenme programlarından öğreniyor. Bir öğretim tasarımında önemli olan, öğrenme hedefi ne ise ona en uygun araçları seçmek ve o duruma ya da kişiye özgü ideal bir karma yapmaktır.

Öğrenme ve gelişiminize en çok kim destek oluyor?

Çalışanlar gelişime destek olan kişileri; yöneticim, iş arkadaşlarım, insan kaynakları ve eğitim birimi, kurumdaki diğer çalışanlar, kurum dışı arkadaş ağı, mentorum ve tanımadığım online kişiler olarak sıralamış.

Öğrenme süreci için hangi zaman dilimini tercih edersiniz?

Çalışanların çoğu mesai sonrası ve hafta sonlarını tercih etmiş. İkinci sırada iş ortamında çalışma saatleri var. Ardından iş ortamında ama yemek ve kahve aralarında seçeneği geliyor ve son olarak işe giderken ya da genel olarak yolda seçeneği onu takip ediyor. Ama belki de asıl sorulması gereken soru şu; kim bu kitle? Kim evde öğrenmeyi tercih ediyor? Kim işte öğrenmeyi tercih ediyor? Ve neden?

Dijital eğitiminiz var hangi cihazı tercih edersiniz?

Katılımcıların %28’si mobil cihazı tercih edeceğini söylerken %33’ü özelikle bilgisayarı tercih etmiş. %38 ise her ikisi de olabileceğini, fark etmeyeceğini belirtmiş. Her ikisi de olur seçeneğini diğer iki seçeneğe yaydığımızda çok küçük bir farkla bilgisayarın önde olduğunu görüyoruz. Ama dikkat etmemiz gerek şey, bu alanın çok değişken olduğu. Yeni cihazlar ve yeni teknolojiler ortaya çıkıyor. Özellikle arttırılmış ve katma gerçeklik uygulamaları artık her yüzeyi bir öğrenme ortamına dönüştürebiliyor.

Dijital öğrenme sürecinde önemli olan şey nedir?

Bu soruya katılımcılar en çok ihtiyaç duyduğum an ulaşılabilir olması cevabını vermiş. Ardından; öğrenme ihtiyacım ile ilgili olması, içeriğin derinliği ve kalitesi, içeriğin uygulamalı, erişimli olması, öğrenme ara yüzünün ve ekranlarının kullanıcı dostu olması ve canlı bir eğitmen/mentor/uzman desteğinin olması gelmiş. Özetle katılımcıların verdiği mesaj; bir içeriğe ihtiyaç duyulduğunda kolayca ulaşmak istedikleri olmuş.

Bir eğitim videosunun süresi en fazla ne kadar olmalıdır?

Cevap 20 dakika. Unutmayın, bu süre üst limit! Bu konuda yapılmış başka bir araştırma ideal sürenin 3-6 dakika arasında olduğunu gösteriyor. Ama tabii ki daha uzun olan ve oldukça verim alınan eğitim videoları da mevcut.

İnternette online eğitim sitelerinden ne oranda yararlanıyorsunuz?

Katılımcıların %35’i evet, online eğitim sitelerini biliyorum ama kullanmıyorum cevabını vermiş. %31’i ben kullanmıyorum ve ne olduklarını da bilmiyorum demiş. %26’sı evet kullanıyorum ve ücretini kendim ödüyorum derken %8’i evet kullanıyorum ve ücretini şirketim ödüyor cevabını vermiş.  Sonuçlara baktığımızda şirketlerin aslında bu kaynakları desteklemeye başladığını görüyoruz.

Bizim hazırladığımız ve inanılmaz geniş bir yelpazeye sahip online eğitimlere katılarak her gün bir adım daha ileriye gidebilirsiniz.

Güçlü olduğunuz bir alanda, başkalarının gelişimine destek vermek ister misiniz

%63 mentorluk yapabilirim, %62 iç eğitmen olurum, %59 deneyimimi paylaşırım, %55 e-eğitim konu uzmanı olurum, %31 kurum içi blog yazarı olurum ve %3 paylaşımı pek tercih etmem cevabını vermiş.

Tabloya baktığımızda bilgi ve becerilerini paylaşmak isteyen birçok insan olduğunu görüyoruz. Bu istek, pozitif ve iş birlikçi bir öğrenme kültürü oluşturmak için iyi bir fırsat. Çünkü açığa çıkmaya hazır olan bilgi ve deneyim çok değerli.

Eğitimde kazandığınız bilgi ve becerilerin ne kadarını işe yansıtıyorsunuz?

Teknik eğitimlerin, algılanan transfer oranı %40! Yani eğitimlerde öğrenilen bilgi ve becerilerin %40’ı işleri yaparken kullanılıyor. Davranışsal eğitim için bu oran %39, lisan eğitimlerinde ise bu oran %20. Şimdi sadece bu tabloya bakıp eğitimlerin yarısından fazlası boşa gidiyor diyebilirsiniz! Ama bu konu çok boyutlu ve keskin yorumlardan kaçmak gerekiyor.

Yapay zekalı makine ve sistemlerin giderek yaygınlaştığı yeni bir döneme girdik diyebiliriz. Bu yeni dünyada başarılı olabilmek için farklı düzeyde zihinsel ve teknik becerilere ihtiyaç duyulacağını ortaya koyan birçok araştırma var. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?

Katılımcıların %23’ü kendimi yeni dünyaya göre geliştiriyorum cevabını vermiş. %45’i ise az çok fikrim var ve bir şekilde kendimi geliştirmeye ve hazırlamaya çalışıyorum demiş. Aslında baktığımızda ilk grup kadar net olmadıklarını görüyoruz. %28’i yeni dünya denen şey çok belirsiz ve kendimi nasıl hazırlayacağımdan emin değilim seçeneğini işaretlemiş. %4 ise yeni dünya diye bir şey yok dememiş ama yeni becerilere gerek yok, şu andaki beceriler gelecekte de yeterli olacaktır demiş. Gördüğünüz gibi %23’lük dilimi çıkartırsak, elimizde belirsizliğin yüksek olduğu bir alan kalıyor ve bir şeyler yapmak gerekiyor. İlk olarak mevcut beceri alanlarında, özellikle yapılan işlere destek olacak yeni dijital yetkinlikler kazandırılırken, özellikle ortadan kalkması muhtemel mesleklerde çalışanlar için başka beceriler kazandırılmalıdır.

Sonuç olarak bu yatay ve dikey alanlarda gelişim ihtiyaçlarını belirleyip, çalışanlara rehberlik yapmak ve onların gelişimine destek olmak gerçekten çok önemli!

Görüşmek üzere…

Yazıyı sevdiniz mi? hemen paylaşın!

Share on linkedin
LinkedIn
Share on email
E-Posta
Share on twitter
Twitter
Share on facebook
Facebook

Yorumunuzu bırakın

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin